x
Aşk-Cinsellik

AYRILIK BİR “YOKSUNLUK” KRİZİ Mİ?

AYRILIK BİR “YOKSUNLUK” KRİZİ Mİ?
  • PublishedNisan 21, 2026

Klinik Psikolog Ayşe Abide Kırkan ile “Görünmez Bağımlılıklar” Üzerine

Ayrılık sonrası hissedilen o ağır boşluğu, beynin ödül mekanizmalarını ve “stalk” döngüsünü Klinik Psikolog Ayşe Abide Kırkan ile konuştuk. “Neden unutamıyoruz?” sorusunun yanıtı, aslında sandığımızdan çok daha biyolojik bir zemine dayanıyor.

Ayşe Hanım, birini unutamamak tam olarak nedir? Gerçekten o kişiye mi çok bağlıyız, yoksa hissettiğimiz duygulara mı bağımlıyız?

Ayşe Abide Kırkan: Aslında çoğu zaman özlediğimiz kişi değil, o kişiyle yaşadığımız duygulara olan bağımlılığımızdır. Sevildiğimiz, fark edildiğimiz ve kendimizi değerli hissettiğimiz “o halimize” tutunuruz. Karşıdaki kişi, sadece bu derin duyguları harekete geçiren bir tetikleyicidir. Yani aslında kaybettiğimiz kişiyi değil, onun yanındaki kendimizi özlüyoruz.

Ayrılığı bir “yoksunluk” sendromuna benzetiyorsunuz. Bu durum fiziksel bir bağımlılıkla benzerlik gösteriyor mu?

Ayşe Abide Kırkan: Kesinlikle. Nörobilimsel açıdan beyin, bağlandığı kişiyi bir “ödül kaynağı” olarak kodlar. Ayrılık gerçekleştiğinde vücuttaki dopamin ve oksitosin seviyeleri hızla düşer. Bu yüzden hissettiğimiz şey romantik bir özlemden ziyade, vücudun alıştığı maddeyi geri istemesi gibi biyokimyasal bir yoksunluk hissidir.

Ayrılık sonrası neden karşı tarafı sürekli kontrol etme, o meşhur “stalk” yapma ihtiyacı duyuyoruz?

Ayşe Abide Kırkan: Çünkü insan zihni belirsizlikten nefret eder. Kontrol etme isteği aslında karşıdaki kişiyi değil, kendi içimizde yükselen o yoğun kaygıyı kontrol etme çabasıdır. Zihin, bilgi alarak güvende hissetmeye çalışır ama bu sahte bir güvenliktir.

Peki, bu kontrol etme döngüsünü kırmak neden bu kadar zor?

Ayşe Abide Kırkan: Burada bir “ödül-ceza döngüsü” devreye giriyor. O kişinin profiline baktığınız an, beyne küçük bir doz bilgi verirsiniz ve bu kısa vadeli bir rahatlama (ödül) yaratır. Ancak hemen ardından çok daha büyük bir boşluk ve acı (ceza) gelir. Bu döngü, bağımlılığı her seferinde daha da besler.

Sosyal medya bu acı sürecini nasıl etkiliyor?

Ayşe Abide Kırkan: Sosyal medya, modern çağın iyileşme sürecindeki en büyük engeli. Kişi fiziksel olarak hayatınızda olmasa bile dijital olarak “görünür” kalmaya devam ediyor. Bu da beynin yoksunluk sinyallerini sürekli taze tutuyor ve iyileşme için gereken o duygusal mesafenin oluşmasını imkansız hale getiriyor.

Çok konuşulan bir konu: Yeni bir ilişki kaçış mı yoksa iyileşme mi?

Ayşe Abide Kırkan: Bu tamamen niyetle ilgili. Eğer yeni bir partner, içteki o yakıcı boşluğu kapatmak için bir “yara bandı” olarak kullanılıyorsa bu bir kaçıştır. Ancak kişi kendi yasını tutup, hazır hissederek yeni bir bağ kuruyorsa, bu iyileşmenin bir parçası olabilir.

“İyileştiğinde ilk bırakacağın kişi o olacak” diyorsunuz. Bu çarpıcı cümleyi biraz açar mısınız?

Ayşe Abide Kırkan: İnsanlar çoğu zaman kişiyi değil, onun kendilerinde yarattığı “yeterlilik” hissini bırakamazlar. Kişi kendi içinde şifalandığında, öz değerini dışarıdan bir onaya ihtiyaç duymadan inşa ettiğinde, o kişiye duyduğu “mecburi” bağ da kendiliğinden çözülür. İyileştiğinizde o kişinin artık bir işlevi kalmaz.

Unutmak ve kabullenmek arasında nasıl bir denge kurmalıyız? Tamamen unutmak mümkün mü?

Ayşe Abide Kırkan: Hafızamızdan birini tamamen silmek mümkün değildir. Zaten amacımız unutmak da değil, kabullenmektir. Unutmak silmeye çalışmaktır; kabullenmek ise olanı, olduğu haliyle, acısıyla ve yaşanmışlığıyla kabul edip hayatın akışına devam etmektir. Bir süre sonra hatırlarsınız ama artık canınız yanmaz; etki nötrleşir.

Bu süreçteki en sağlıklı ve somut davranış nedir?

Ayşe Abide Kırkan: Net sınırlar koymak ve “teması kesmek” (No Contact). Kendinizi korumaya almadığınız sürece biyolojik iyileşme başlamaz. Telefona bakma isteğiyle iradeyle değil, sistem kurarak savaşılır. Uygulamaları silmek veya numarayı engellemek, iradenizi yormadan iyileşmenizi sağlar.

Son olarak, danışanlarınıza ve bu süreci yaşayanlara söylediğiniz o en büyük yalan nedir?

Ayşe Abide Kırkan: “Bir kere bakarsam bir şey olmaz.” Bu, iyileşme sürecini her seferinde en başa sarmaktan başka bir işe yaramaz.

Ve tüm bu süreci tek bir cümleyle özetleyecek olursak?

Ayşe Abide Kırkan: Onu özlemiyorsun; onsuz kaldığında “kim olduğunu kaybettiğin” hissini özlüyorsun.

Unutmak, bilginin silinmesi değil, o bilgiye karşı duygusal duyarsızlaşmadır.

Written By
TK24

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir